Skip to main content

Posts

RUİNS

Fırtınada sallanıp -yıkılmayan- ağaç misali Güç timsali Hala medeniyetin timsali Şehirlerin kalbinde yaşıyor!  YIKINTILAR Ölüme doğru giderken eksilmek gibi, Ölsen de ölmediğin gibi yıkıntı! Ölüsüyle hayatı temsil eden yıkıntı,  Savaşı ve direnişi çağrıştırıyor Yarı ölmüşlüğüne karşın. Ruhların temsili Ruhsuz sayılmakta Heyhat! Acının temsili Acımıyor sanılan Kentler yıkılır İnsanlar içinde kalır Bazı kentleri  Yıkımlar yıkamıyor işte! Ruin 'leri

sanki INSAN hiç var-olmamış gibi...

Tüketebilmenin en haklı yolu üretmektir. Çiftçinin kendi ektiğini biçmesi ve tüketmesi gibi, kendi dünya ve evrenini inşa edebilirsen ancak, onu yıkma hakkın olur.  Toplumdaki hunharca tüketme ve yok etme kültüründen fersah fersah uzak olursun böylece. Hakkın vardır : Üret bilgiyi çoğalt sağalt kendine mal et ihtiyacı olanlara dağıt onlarla paylaş ve Arttır. İçine sevgi de karışmış olur, vicdan rahatlığı da! İnşa etmenin, yoktan var etmenin hazzını yaşayabilenler anca, tüketmediğini bilir, yok etmediğini bilir, hep "arta kalan" olur. Matematiğin hesaplayamayacağı bir kalandır bu ! Aritmetik yapmaya da hakkın olur ama buna hiç gereksinim duymazsın. Üretim ve tüketimle değildir işin. Doğa gibi; yaşlanmazsın böylece. Kaçbin yıl yaşında sanırlar da, nasıl milyon yılları devirmiştir O. Ama işte tüketmek değildir bu. Hep yeniliktir. Sürekli yenilenmedir.  Eskiyen, eskidiği sanılan da hesaplama ve sonuçlardır.   Sen hesaplayana kadar, değişir hesap! Sen -sonuç bu- dediğin an'da ...

VAN GOGH: "Sanat Sanatçılar için" devrimi. Gerçekleşmezse ne yapılır...

Büyük devrim : Sanat sanatçılar için devrimi, Tanrım, belki bir ütopya, bir hayaldir. Gerçekleşmezse, ne yapılır... #VANGOGH (Theo'ya Mektuplardan) Ona göre sanatçı : "Hep arayan ve yetkini hiçbir zaman bulamayan insan " demekti.  Ben biliyorum, buldum-un tersine. Cümlenin anlamı şudur;  Arıyorum, var gücümle peşine düştüm, bütün gönlümü koydum bu işe.  Kulaklarim var, bilirim, Theo ….diye devam eder mektubunda. ARTIK HAYALLER GERÇEK : “Sanat, sanatçı için” * 19.yy.da hemen hemen aynı yıllarda yaşamış bu iki öngörülü sanatçı, ilk zamanlar Wagner'ın notalarından çok etkilendiler. Ama ikisi de sonradan bu hayranlıklarından vazgeçti. Wagner’in müziğini anlamadığına karar vermişti Vincent.  İkisinin de çocuğu yoktu fakat bir sonraki jenerasyonun (çagdaşı olan kuşağın çocuklarının) yapacakları dünya savaşlarını çok iyi sezmişlerdi. Savaşacak bu vahşi insanlığın tohumlarının kendi zamanlarında atılıyor oluşlarından belki, belki böyle bir toplumda yaşıyor oluşlarından, bu b...

Bilim & Sanat ve Tek Gerçeklik!

Bilim in nicel olmayan yanıdır Sanat.  Bilimin sayı ile denklemler ile anlattığı, anlatmaya çalıştığı tüm bilgi, sanat ile aydınlığa çıkar, açıklanır.  Sanat ın bilgi içerdiği, içermesi gerektiği ve nedenli şekilde aktarımda bulunabilirliği, bilim den aldığı öz ile mümkündür.  Bilginin -doğruluğunun-,  "gerçek bilginin En önemli" olduğu yüzyılımızda sanat, üzerine düşen sorumluluğu bilimle birlikte sırtlayacak, insanlığa, sonraki nesillere, gerçek bilginin aktarılmasında bilim ile başrolü paylaşacaktır. Ne demisti #Nietzsche : “Bilim, sanatın temel bir tamamlayıcısı ve bağlantısıdır.” 21 yy. da bilimin, teknolojiyi ileriye çıkarışı ve teknolojinin (internetin) -sonsuz sayıda sanal dünyalar- yaratabilmesiyle sanat; tüm yeni dünyalarda sahne almış olacak. Yani sanat, bilim ile (sanal olsa da) bütüne yayılmış olacak! Ama bu her zaman ve sadece “tek gerçekliğimiz” olduğunu (ve olacağını) değistirmeyecektir. Peki monist Nietzsche Tek Gerçekliği (bu dünyayı) savunmakta ne...

Dünyanın ağır ağır dönüşünün sesi dir bu!

 Yazmak ve okumaktan başka, nedir ki hakikat (gerçek) !? Esas “hikaye” denilen; öylesine yaşanan hayatlardır, bilinçsizce tüketilen. Oysa yazılmış, okunan ve hep okunan, okunacak olandır, gerçek!  Ölümsüzdür, sonsuzdur artık,  ``gerisi hikayedir`` , gerçekten de... Hikaye hayatlar yapmacıktır; “insancılık oyunu”dur oynanan,  tam da robotlara gore! Senaryo bellidir, müdahele hakkı yoktur oyuncunun, ama ona varmış gibi hissettirilir, oyunu oynanır kılandır bu!                Zaten o “An”-a bağlansa, ` oyun yoktur` , bunu görebilir. Başroldedir ve hikaye de artık ona aittir, iplere bağlı degildir!  Dünya bir -oyun sahnesinden- çıkıp muazzam görsel şölenlerin yaşandığı bir mutluluk şelalesine dönüşmüştür, çünkü. Artık yaşadığın ve hissettiklerin aktarılmaktadır geleceğe, doğacaklara! Birikmektedir genlere , bu şekilde artık -gerçegin- ne olduğunu da anlarsın! : Son olmadığını, dönüşümü, dinginliği, sessiz an-ların çınlama...

Değişmeyen! doğadaki gerçekliği, o metafiziksel gerçekliği bulmak...

 Cezanne ne diyor? "Değişmeyen doğadaki gerçekliği, o metafiziksel gerçekliği bulmak, sanatçının gorevidir." Nietzsche, her ne kadar felsefeci olarak bilinse de, onu okuyanlarin anlayabildigi üzere bir sanat yazaridir da. (Platon, Aristoteles’te buyuk yazarlar değil midirler!) ...ve Sanati, metafiziksel bir eylem olarak tanımlamıştır, sanki Cezanne’a cevap niteliğinde. Doga disinda deneyimledigimiz, yani insanin icine dogdugu, (toplumların) kendi olusturdugu cevre sartlarinda, rastgelelikten (kaostan) tek kurtulus yolu kendisi, yani yine, kendi bilincidir. ~Bilinç~ esasinda ` karar almak ` icin tüm verileri toplayan buyuk mantıksal bir makinadir. Milyon ihtimalin olusma olasiligi, aslinda hep `tetikleyici ` olarak bizden (kendimizden) baslar. Yani kendi kararlarini almaya başlayan ve bu yönde eyleme (harekete) gecen bilinc, yepyeni dongulere giriyor demektir. Birbirine tamamen bağlı ve içiçe milyon döngüde  (esas dongu kendi hayatidir insanin, birey olarak baslangici ise doğ...

Resim Sanatindan hareketli Filmlere Figüranların Dünyası

Sanatın Resimden sonra Fotograf Makinasıyla başlayan büyük dönüşümü, Haraketli fotograf (film) ile başkalaşırken bilgisayar, internet ve nihayet elde kamera çekilebilen Video (Sinemaya) kadar evrilmesi tabii ki sanata bakışı komple değiştirecekti.    21.yüzyıl insanları, arada geçen sadece 1 yüzyıl süreçde algılarıyla oynanan deneysel hayvan misali, hem sanattan beklentisi hem de etkisiyle perdenin arkasından sahneye çıkmıştır. Artık seyirciler de topyekün sahnedeler fakat o da ne!? Adım atacak yer yok. Peki gösterinin "bir yerde" yapılması gerekli mi, artık değil çünkü "sanal alem" (hatta metaverse's) denilen dijital gerçeklikte -her yer gerçek- Dünya esas şimdi: bir Oyun Alanı Herkes Oyuncu olduğunu bildiği bu tiyatro sahnesinde kendine verileni oynarken (kader ya da yazgı olarak kabul edilmiş?) kitleler sanat ürettiği zannıyla birden kendisini yönetmen, sahne tasarımcısı, fotografçı ve hatta tüm ekibin kendisi olarak görmeye başlar. Devamında kendince hazırla...