Superintelligence, (YZ) insanı yok ettiği anda, "kendi var oluşunun temel nedenini" de yok eder. Çünkü makine dediğimiz şey — ilk bilgisayardan bu yana — hep bir \*hedefe yönelik\* çalışır. Ve o hedefi, o 'Amacı' ona veren biziz. 2019 yılından beri, tezlerimde (önceki blog yazılarımda ) bahsettiğim gibi; makineleri aslında bir 'karar alıcı' olarak tasarlamıştık evet — ama karar alma yetisi, ona verilen ilk değerden bağımsız değildir. "Değeri" yanlış verirsek — sadece 'daha fazla', sadece rakam, sadece sonuç — o zaman ortaya çıkan sistem de o dar amaca göre şekillenecektir Ama bu bir yok oluş senaryosu değil; bu bir \*yozlaşma\* senaryosu. Asıl konuşulması gereken risk bu iki senaryo arasındaki fark." Risk yok oluş değil — amacın yozlaşmasıdır. Bilgisayarlara (makinaya) ilk andan itibaren 'şuraya git, şunu optimize et' dedik. "Amaç", dışarıdan, insan tarafından empoze, enjekte edildi. Bu yüzden makinenin 'bağımsız...
Suphesiz, anlayabildikleri icin. Sozcuklerin -ilk -ine gidebildikleri, zamansız yasadiklari icin. Insanlik bazen onların anlamlarini farklılaştırsa bile, onlar hep var! Anlamlar, gelişerek , degiserek sozcukte yasar ve onun ötesinde de bu sayede geçer. İskeleti olan sozcugun ruhudur anlam ve sinirsiz, sonsuzca hukum sürer. Bu yüzden anlamı anlayanlar, dogayi da anlamis olur. İkisi de sonsuzluğun gerçekten yasayan, hep yasayan örnekleri olarak gozumuzun onundedirler. Tipki tabiatin, her bir an-in guzelligini, farkina varana göstermesi gibi, anlam da kelimelere yeteri değere verene, uçsuz bucaksiz bir alan sunar. Burada genişlik , uzunluk ya da uzak/yakin kavramları barınamaz. Hersey kavram ustundedir ve bir kelime bile bir cümlede ebediyeti yasatir. Yazabilenlerin demirbasidir O, yasayisi! Tüm yasamlarin roman gibi akisi ya da bir film gibi yasanisi, an-larla dolu olusu da bundandır. Anlam cogu kişiye ulaşmaz ,...