Skip to main content

Posts

Değişmeyen! doğadaki gerçekliği, o metafiziksel gerçekliği bulmak...

 Cezanne ne diyor? "Değişmeyen doğadaki gerçekliği, o metafiziksel gerçekliği bulmak, sanatçının gorevidir." Nietzsche, her ne kadar felsefeci olarak bilinse de, onu okuyanlarin anlayabildigi üzere bir sanat yazaridir da. (Platon, Aristoteles’te buyuk yazarlar değil midirler!) ...ve Sanati, metafiziksel bir eylem olarak tanımlamıştır, sanki Cezanne’a cevap niteliğinde. Doga disinda deneyimledigimiz, yani insanin icine dogdugu, (toplumların) kendi olusturdugu cevre sartlarinda, rastgelelikten (kaostan) tek kurtulus yolu kendisi, yani yine, kendi bilincidir. ~Bilinç~ esasinda ` karar almak ` icin tüm verileri toplayan buyuk mantıksal bir makinadir. Milyon ihtimalin olusma olasiligi, aslinda hep `tetikleyici ` olarak bizden (kendimizden) baslar. Yani kendi kararlarini almaya başlayan ve bu yönde eyleme (harekete) gecen bilinc, yepyeni dongulere giriyor demektir. Birbirine tamamen bağlı ve içiçe milyon döngüde  (esas dongu kendi hayatidir insanin, birey olarak baslangici ise doğ...

Resim Sanatindan hareketli Filmlere Figüranların Dünyası

Sanatın Resimden sonra Fotograf Makinasıyla başlayan büyük dönüşümü, Haraketli fotograf (film) ile başkalaşırken bilgisayar, internet ve nihayet elde kamera çekilebilen Video (Sinemaya) kadar evrilmesi tabii ki sanata bakışı komple değiştirecekti.    21.yüzyıl insanları, arada geçen sadece 1 yüzyıl süreçde algılarıyla oynanan deneysel hayvan misali, hem sanattan beklentisi hem de etkisiyle perdenin arkasından sahneye çıkmıştır. Artık seyirciler de topyekün sahnedeler fakat o da ne!? Adım atacak yer yok. Peki gösterinin "bir yerde" yapılması gerekli mi, artık değil çünkü "sanal alem" (hatta metaverse's) denilen dijital gerçeklikte -her yer gerçek- Dünya esas şimdi: bir Oyun Alanı Herkes Oyuncu olduğunu bildiği bu tiyatro sahnesinde kendine verileni oynarken (kader ya da yazgı olarak kabul edilmiş?) kitleler sanat ürettiği zannıyla birden kendisini yönetmen, sahne tasarımcısı, fotografçı ve hatta tüm ekibin kendisi olarak görmeye başlar. Devamında kendince hazırla...

SANAT SANATÇI IÇINDIR & Sanatta Monism

S anatın, bilimin ve felsefenin ortak soruları, temelde “insan” ın varlığı&varoluşu  ve  (evrenin)  “gerçekliğinin”  etrafında şekillenmektedir.   I nsan, bilimin de sorgulamanin da temelidir : Düşünce ve Varlık olarak... Biçimi ile de sanatın konusudu r. (Ölçen de kendisid ir, Ö lçüsü de)      Antik Yunan’da ilk kez sorulan “ İnsanın (&evrenin) ney-den oluştuğu sorusu”, metafiziksel dahi olsa (madde veya töz ) bunu sorgulayanın ``düşünce``sini (bilincini) gerektirmektedir.  Aslında Descartes’ın, “düşünen varlığın” kendisinin bilincinde olma şeklinde ön plana çıkardığı - Cogito Ergo Sum - çok daha önceleri, (BC. 500`ler) Elea Okulu’nun kurucusu “Parmenides” tarafından ele alınmış :  Düşünülen herşey var-a dahildir ;  olarak açıklanmıstı . Sanatın “zaman içerisinde” değişir görünmesine rağmen, (toplumların ve kültürlerin ona yüklediği anlamlar ve değerler değiştiğinden)  gerçek Sanat (kavramsal olarak) hiçbirzaman ...

ART FOR ARTISTS !

 

Platon'un gölgeleri, Aristoteles'in Yüce-si, Da Vinci'nin Aynaları

     Tek başına bir doğru parçası (düz bir çizgi) simetrik değildir. Nasıl olsun ki; Kıyas ve ölçüm gerektirir,  diğer bir doğru parçasına daha ihtiyaç duyar. Onunla olan uzunluğu en başta eşit olmalı ( hatta kalınlığı vb.) Ama tam bir çember (daire) "tam-lanmış, tamamlanmış" olduğundan simetriktir. Kıyas ve ölçüm için ikinci bir çemberi gerektirmez. Kendi büyüklüğüyle simetrik olan çember, ancak kıyaslanmak istenirse, diğerine göre büyük ya da küçük olur.  Keza çizgi (doğru parçası), diğerine göre uzun ya da kısa olabilir. Onun en büyük zorluğu ise sonsuza her iki taraftan da uzayabilme ihtimalidir. "Sonsuz sayıda uzunluklarda" doğru parçaları. Yaman çelişki. Oysa çemberin en büyüğü gezegenleri, en küçüğüyse atomları çağrıştırır. Aristoteles, çok küçük ya da çok büyüğün algılarımızın üzerinde olduğundan "güzel" sayılamayacağını söyler. Büyüğü -yüce- kavramına sokarken, küçükle ilgili bir yorumu da bilinmiyor. Halbuki o da yüce'dir.     Güzelliğin Biç...

Sanat'ın Teknoloji ile "geri döndürülebilirliği" üzerine. DIJITAL SANAT aslinda nedir?

  Sanatın tarihe göre üstünlüğü “ gerçekliği ”dir.  Tarihte ispat geriye doğru gittikçe zorlaşmasına rağmen, sanat tam tersine tüm ihtişamı ile gerçek dünyayı temsil eder şekilde karşımızdadır. Bu değişmeyen ve değişmeyecek sanat, tüm yeni sanatlar için baş köşede mihenk “ taşıdır” aynı zamanda. Antik Yunan ve Rönesans’a ait  eksilmeyen sanat, günümüzde dijital sanata da ilham vermekte; “ tartışmasız sanat olduğu kabul edilen” bu sanattan doğmakta sürekli: -yeni sanat-. Tıpkı geçmişte olduğu gibi... Sanat 2000 li yıllarda her ne kadar sayısal da (dijital) olsa, bilgisayarlar ve programlar aracılığı ile geliştiriliyorsa da, temelinde insanın olmadığı, içinde insan olmayan bir sanattan hiçbirzaman bahsedilemeyecektir.  (makinanın ürettiğine “ilham” oluşu bakımından, insanın üretmiş olduğu sanat hep esastır.)  Van Gogh’un da vurguladığı gibi : “ Sanat, doğaya eklenmiş insandır.” Dolayısıyla, insanın - kendi tarihi- ile başlamış olan sanat, insanın kendi varoluş...

Her BİRimizin Yalnızlığı ve EVRENİN BİRliği

YALNIZLIĞIN PAYLAŞILAMAZ'lığına Dair      İnsanın yalnız hissetmesinden daha doğal ne olabilir ki. Önemli olan bununla barışık olabilmek, korkusunu yenmek, iyi analiz ederek  "varlığın tamamlanmasının koşullarından olduğunu" idrak edebilmektir.  İnsan doğduğunda atomdaki "çekirdek" misalidir, bebekken. Bir Potensiyel-dir, yüksek bir potansiyel.  Doğadaki her bir atom gibi anlamlı, tamlamaya ve tamamlamaya yatkın. Hem kendi başına (varlık olarak) =bir,  hem de töz olarak BİRin parçası. Ama bu kafamızda puzzle gibi bir -parça- oluşturmamalı. Çünkü bebek insan, henüz doğduğundan kendisi daha tam bir parça dahi olmamıştır. Varlığıyla bütün de olsa tamamlanmadığından: parça adayı.  Aslında atladığımız en büyük gerçek, insanın ölümle sona gidişi, ya da sürekli sona giden bir varlık olarak sanılmasıdır. İnsan doğumundan itibaren tamamlanmaya ve tam bir insan olmaya, gerçek bir insan olmaya giden bir süreçtedir.  Bir başlangıca gitmektedi...